Atlantik Sisteminin Doğuşu-1 Kömür Çağı

0
528

16.yy’dan itibaren iktidar merkezlerinin İpek yolu ve çevresinden Atlantik Okyanusu’na kaymasını şu yazıda incelemiştik. Ancak “atlantik sistemi” diyebileceğimiz dış politika uygulamasının ortaya çıkışı 20.yy’ın ortasını bulacaktır. Bunun iki önemli sebebi vardır birincisi;

“Birleşik Devletler tek sorununu çözmek için harekete geçer. Kolonist devleti olan İngiltere’ye baş kaldırır ve doğal olarak İngiltere’yi zayıflatmak isteyen Avrupa’dan büyük destek görür özellikle Fransa’dan.

16.yy ve 20.yy arasında rekabet eden Atlantik güçleri Avrupa merkezlidir. Askeri teknoloji, Avrupa anakarasında taraflardan birine mutlak bir üstünlük sağlamaya uygun değildir. Bu yüzden mücadele dünyanın geri kalanındaki sömürgeleri elde etmeye yoğunlaşacaktır.

İkincisi keşfedilen yeni kıtalardan gelen kaynaklar Atlantik’te ki siyasi güçlere öyle büyük bir ivme ve üstünlük kazandırmıştır ki Avrasya artık siyasi olarak birleşse bile tehdit olamaz. Jeostratejik hırslar veya güvenlik endişeleri yine Atlantik’teki güçler üzerine yoğunlaşır.

20.yy’a kadar bu formülde gözden kaçan en önemli unsur şudur. Atlantik’te ki güçler dört yüzyıl boyunca hep  Avrupalı olmuştur ancak ilk kez okyanusun diğer kıyısında sürekli büyüyen ve Avrupalı efendilerine verdiği gümrük imtiyazlarından hayli rahatsız  yeni bir güç yükselmektedir. Aynı jeostratejik avantajları Avrupa ile paylaşan bu yeni iktidar odağı yani Birleşik Devletler tek sorununu çözmek için harekete geçer. Kolonist devleti olan İngiltere’ye baş kaldırır ve doğal olarak İngiltere’yi zayıflatmak isteyen Avrupa’dan büyük destek görür özellikle Fransa’dan.

İngiltere’nin Kuzey Amerika’da ki sömürgelerini kaybetmesi onu geçici olarak zayıflatır ancak 19.yy’ın sonlarına doğru buharlı makinenin askeri oyuna dahil olmasıyla talih İngiltere’ye bir kez daha hatta erken koloniyal dönemden daha iyi bir şekilde güler.

İngiltere Atlantik güçleri arasında bilinen en büyük kömür rezervlerine sahiptir. Buharlı makinenin askeri uygulaması olan; yeni jenerasyon donanma gemileri dreadnoughtlar yakıt olarak kömür kullanacaktır. İngiltere 1905’e gelindiğinde 236 Milyon tonla bilinen en büyük kömür üreticisidir. [1]Rusya dahil bütün Avrupa’nın toplam üretimine denk bir üretimi vardır. Aynı dönemde sadece Galler kömür madenlerinde yaklaşık 230.000 işçinin çalıştığı tahmin edilmektedir. [2]

Burada bir parantez açmamız gerekiyor. Kömürün askeri ve endüstriyel dominasyonu, 19yy’a kadar okyanusu ve onun ticaretine uygun olan limanları kontrol etmeyi, baskın seçim yapan jeostratejik eğilimi kısmen bozmuştur. Çünkü kömür karada üretilir ve daha geniş karayı kontrol eden güçlerin topraklarında rezervlerin bulunma olasılığı daha fazladır. Bunun yanı sıra kömürün endüstriyel bir merkeze nakledilmesi genellikle fizibil bir iş değildir. Nakletmek için harcadığınız enerji kömürden elde edeceğiniz enerjiye oranla çok büyüktür. Bu yüzden yüksek enerji girdisi olan endüstriler(demir, çelik) kömür yataklarının çevresinde kümelenmeye başlayacaktır. Denizi kontrol edenin avantajı hala büyük olmakla beraber bu yeni gelişme jeostrateji parametrelerini çeşitlendirir. Bu da Almanya, Rusya gibi geniş kömür yatakları olan ama limanı olmayan yeni oyunculara geçici fırsatlar verecektir.

Bu büyük enerji ivmesiyle İngiltere birinci dünya savaşından dünyanın en büyük koloniyal imparatorluğu olarak çıkar. Bu tarihlerde Birleşik Devletler’in yükselen ekonomik gücünden bahsedilebilir ama 1900’e kadar küresel jeostratejik bir hırs gözümüze çarpmaz. Birleşik Devlet ilk deniz aşırı fethini 1898 yılında İspanya’ya karşı yapacaktır. Birleşik Devletler bu savaşın sonucunda Filipinleri ele geçirir ve Pasifik’te yayılma eğilimini hızlandırır.

Yine de Brzezisnki’ye göre birinci dünya savaşından sonra ABD İngiltere’yi geride bırakan donanmasına rağmen küresel hırslar taşımadı. Ona göre bu geri çekilmeye yatkınlık, Amerika’nın kıtasal bir ada olduğu bakışına dayanan Amerikan güvenlik kavramıyla tutarlılık içindeydi. Birleşik Devletler’in jeostratejik doktrini kıyılarını koruyarak stabil, endüstriyel bir büyümeyi hedefliyordu, fazlasını değil.[3]

Avrupa’ya asıl darbe ise elbette ikinci dünya savaşında gelir. Eşi benzeri görülmemiş bu yıkım ve yeni askeri teknolojiler bildiğimiz bütün jeostrateji parametreleri dramatik bir biçimde değiştirecektir…   İkinci dünya savaşının sonlarına doğru bu eğilimin sürdüğünü göreceğiz. Diğer taraftan endüstri devriminin farklı coğrafyalara yayılması ve sanayilerin yerelleşmesi geçici olarak çok kutuplu bir dünyanın yolunu açar. Sanayi hamleleriyle giderek güçlenen Japonya, Almanya, Rusya, Çin vb. devletler İngiltere’nin sömürgelerinde ki çözülmeyi destekler. İngiltere yavaş ama kalıcı bir şekilde okyanus ötesindeki iddiasını kaybeder ve adasına kapanmaya başlar.

Devamı;

Atlantik Sisteminin Doğuşu-2 Büyük Savaş

[1] http://www.conservapedia.com/Coal_mining#The_Industrial_Revolution

[2] http://www.bbc.co.uk/wales/history/sites/themes/society/industry_coal03.shtml

[3] Büyük satranç tahtası Brzezinski. İnkılap yayınları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi bu alana girin